14 Aralık 2013 Cumartesi


Şans: boru zannettiğin floresan lambayı zemine bir kaç kez vurmama rağmen kırılmamasıdır.

Pek çok kez ailemden kaçma isteğim oldu. Ama sanırım hiç bu kadar belirgin olmamıştı. Zaten onlarla büyümemiş olmamı şu ara şanstan sayıyorum yani. Sanırım dün annem abimi aramış. Abimde Gezi Parkı ile ilgili olan eski yazılarımı okumuş sanırım tekrar. Sonra annemi bildiğin doldurmuş. En son annem bana sen Müslüman değil misin? Peygamberini sevmiyor musun diye bile sordu.  Nasıl bir algı oluşturmuşlarsa Atatürk'ü sevince onları sevemiyoruz sanki. Abimleri anlamaya çalışayım diyorum ama yok yani mantığım algılamıyor. Tamam birini ya da bir şeyi seversin, laf söyletmesin ama bu kadar tapmanın anlamı yok bence. İçinde minik bi parça hep sorgular acaba doğru mu diye. Bende öyle oluyor yani ama sanırım onlarda öyle bir parça yok. Onlar gibi olmadığım için yok etmeye mi çalışıyor nedir anlamadım yani. Bi rahat bırak ya çek git işte işine. İyiyim ben kendimle. 

Çalışırken cebimde taşıyorum telefonumu. Takoz ya sanırım önemsemedim, yine çalışırken cebimden düşmüş. Zeminden gelen çarpma sesini duyunca fark ettim yere ekranının üzerine yapışmış telefon. Aldım onu kapağını falan gayet taktım baktım çok normal görünüyordu. Tekrar cebime koydum. Bi süre sonra molaya çıkınca ne alemde bir bakayım dedim. Biraz da Okyanus'a yazarım diye düşünüyordum. Tuş kilidini açmamla ekran gitti. O mola boyunca ekranı 10 saniyeden fazla açık tutamadım. Telefonu açıyorum normal şifreyi falan da giriyorum sonra gidiyor ekran. Mola bitince düzeldi. Tekrar gitmedi. Ama bu kez fark ettim ki mesajlarımı silmiş! ne var ne yok hepsi gitmiş. Damla'ya anlattım bunu "telefonun intikamı fena olmuş" dedi. Hak verdim bende, bıraktım kendi haline...

Bilgisayarım biraz kafayı yedi. Skype açmıyor, açtığında da bilgisayarı kullanamıyorum. Her şeyi iptal ediyor sonra skype'ı kapatmam bile dakikaları buluyor yani. Sonra başka yerlere bakayım dedim belki virüs falan bulaşmıştır diye, bir sürü programla ayrı ayrı tarattım ama yok. Casus yazılım taramaları da yaptım o da yok. Her yolu denedim yani sorunu bulamadım. Bilgisayarı yedekledim bende çökmesini bekliyorum şimdi.

Evde yemek yapmıyoruz pek. Buna rağmen Damla'nın evden gelecek fırınını hevesle bekliyorum. Çok seviyorum halbuki yemek yapmayı ama ben vakit bulamıyorum Damla'da aynı benim gibi olunca çoğunlukla tost yapıyoruz. Bir de makarna. Makarna vazgeçilmezdir. Bol makarnalı günler...


Mavi


"Maviyi soruyordun, gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
bir renk değildir mavi huydur bende
ve benim yetinmezliğimdir
ve herkesin yetinmezliğidir belki
denecektir ki bir süre
ve denenecektir
bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki."

Mavi en sıcak renktir'in yorumlarına bakarken buldum bunu. Belki filmde geçiyordur belki sadece kişi kendisi yazmıştır, bilemedim. Ama çok sevdim.

3 Aralık 2013 Salı

Kıyı


Tam gülümsediğinde gözlerine acının yerleşmesi kadar kötü ve çaresiz bırakan bir şey yok. Belki yanılıyorumdur diye düşünmek istiyorum ama duygular pekte yanılmaz dimi.

Çoğu zaman pek çok şeyi o an unuturum. Bazen bazı şeyler yaparım asla unutamam. Üzerine bir yenisi eklendiğinde bir zinciri tetikler gibi hepsini hatırlatırlar bana. Vicdan en iyi acı çektirme yöntemim kendime. Ve ben en çok kendimi affetmem.

O'nu üzdüm. Basit bir düşüncesizlikle üstelik. O kadar da değil. Tam bir aptallıkla yaptım bunu. Bu olalı bir süre oldu tabii ama arada mesajlara dönüyorum ve tekrar tekrar vicdanımla karşılaşıyorum. İyi bir ders olsun bu da diyorum sonra diğer mesajlarını okumaya başlıyorum. İyi ki var diyorum O.

Evimizde taşındık, şimdilik gayet iyi idare ediyoruz. Bu haftasonu da yazılı ehliyet sınavına gireceğim. Sonra dolap almak için beklemedeyim. Basit şeyler var yani hayatımda. Basit bir insanmışım gibi hissettiren.

Eskiden bir şey yapardım ve bir sürü umut getirirdi beraberinde bu. Mesela yılbaşı yaklaştı, her yıl piyango bileti alırım. Bu yıl alsam da çıkmayacak diyorum ama annem alacaksın bana bir tane dedi. Belki kendime de alırım bilmiyorum. Ama hiç çıkacağına dair bir umut besleyemiyorum. Çıkarsa şunları yaparım diyeceğim bir listem yok. Ama olsa sanırım her şeyi Okyanus ile olacak geleceğimize adarım.

Dün akşam çocuklardan konuştuk. Koymayı düşündüğümüz isim vardı, 2. çocuk olursa onun adı ne olacak diye sordum. Sevdiğim bir ismi söylemiştik ondan vazgeçtim. Öyle aklıma olabilecek başka isimler geldi ama sorun ya da sorun değil olay diyelim şu ki, bütün isimler O'nu çağrıştıran ya da onunla bağlantılı isimler. Doğrudan O'nun adını vermeyi bile düşündüm bir an. Sonra Okyanus ya da Deniz geldi. Böyle şeyler işte. Bir karara varmadım geleceğe bıraktım bende. O'nunla birlikte bir isim buluruz nasılsa, tabii bebeğim olursa. Anlamsız ve gereksiz olmasına rağmen ya çocuğum olmazsa diye korkmuyor değilim hani.

Zaman kavramını kaybettiğim pek çok an oldu. Ya da belli dönemler, sınav haftası gibi. Hiç biri bu kadar kötü olmadı sanırım. Sürekli bir koşuşturmanın içindeymişim gibi geliyor ve ben yetişemiyorum artık. Uyumak istiyorum, günlerce hiç kalkmadan o yataktan.

İş konusuna gelmişken hayatımda pek çok kötü gün yaşadım. Hayatım sağ olsun pek severim kötü şeyleri ve hepsini üst üste getirmeyi bir şekilde beceriyorum yani. Mıknatıs gibiyim bir yerde. Geçen günlerden birinde kötü günler listemde ilk 10'a girecek bir gün geçirdim. Hiç kendimi bu kadar sinirli bu kadar kötü hissetmemiştim. Bütün gün sakinleşmeyi başarmak bir yana sürekli ama sürekli bu öfkeyi arttıracak şeyler oldu. Ciddi anlamda olmaz bu kadar dedim ama oluyor yani. Bende bir şeylik var ama anlamadım. Bir ara tamamen koptum artık, kameraların olduğu iş yerimde makineye bir kaç kez vurmuş olabilirim. Bir ara ışığa denk geldi. Lamba kırılmadı ama etraf bir anda karardı. Ona bile kızdım yani. Bu durum böyle akşama kadar devam etti işte. Bunun bir kez daha böyle olmaması için uğraşıyorum şimdi. Biri bir şey söylediğinde "kızar sana" gibi bana ne diyorum. Artık bıraktım yani en kötü kovar çokta umurumda olmaz diyorum. Kendimi sakin tutabilmek için denediğim bir şey işte bu da.

Not almayı istediğim pek çok şey olmasına rağmen hiç birini tekrar hatırlamak istemiyorum onun için yazmayacağım. Şimdilik burada bırakacağım.

İyi geceler.